No Products in the Cart
Retrofit kavramı, mevcut bir yapı, sistem veya altyapının tamamen yıkılıp yeniden yapılması yerine; mevcut varlığın korunarak iyileştirilmesi, modernize edilmesi veya yeni performans gereksinimlerine uyarlanması anlamına gelir. Genel bina sektöründe retrofit çoğunlukla enerji verimliliği, işletme maliyetlerinin azaltılması, kullanıcı konforu ve sürdürülebilirlik hedefleriyle ilişkilendirilir. Ancak veri merkezi özelinde retrofit, çok daha dar ve hassas bir mühendislik alanına karşılık gelir.
Veri merkezlerinde retrofit; mevcut elektrik, mekanik, yangın, otomasyon, güvenlik, telekomünikasyon veya yapısal sistemlerin; tesisin hizmet sürekliliğini bozmadan, kontrollü risk kabulüyle, yeni kapasite, verimlilik, güvenilirlik veya regülasyon gereksinimlerine uyum sağlayacak şekilde dönüştürülmesidir.
Bu nedenle veri merkezi retrofit uygulamaları üç temel özellik taşır.
Birincisi, müdahale edilen sistemler çoğu zaman işletmede olan sistemlerdir. Bu sistemlerin durdurulması, yalnızca teknik değil, ticari ve itibari sonuçlar da doğurabilir.
İkincisi, retrofit tek bir disiplinin konusu değildir. Elektrik kapasitesindeki bir değişiklik soğutma dengesini, soğutma mimarisindeki bir değişiklik yangın algılama ve bastırma sistemlerini, otomasyon revizyonu ise operasyon prosedürlerini etkileyebilir. Veri merkezi, gevşek bağlanmış ekipmanlar topluluğu değil; sıkı bağlanmış bir sistemler organizmasıdır.
Üçüncüsü, retrofit çalışmaları çoğu zaman mevcut dokümantasyonun eksik, saha gerçekliğinin değişken ve operasyonel toleransların dar olduğu ortamlarda yürütülür. Bu nedenle retrofit projeleri, yeni inşa projelerinden daha küçük bütçeli görünse bile, risk yoğunluğu açısından çoğu zaman daha karmaşıktır.
Veri merkezi literatüründe retrofit kavramı bazen bakım, yenileme, refresh, refurbishment veya expansion kavramlarıyla karıştırılmaktadır. Bu ayrımın net yapılması önemlidir.
Bakım, mevcut sistemin tasarlanan fonksiyonunu sürdürebilmesi için yapılan periyodik veya düzeltici işlemdir. UPS bakımı, jeneratör testi, filtre değişimi veya vana kontrolü bu kapsamda değerlendirilebilir.
Yenileme veya refresh, ekonomik ömrünü tamamlayan ekipmanın benzer fonksiyonla değiştirilmesidir. Örneğin mevcut bir UPS modülünün aynı kapasite ve benzer topolojiyle değiştirilmesi bu kapsama girebilir.
Kapasite artışı, mevcut tesisin IT yükü, elektrik gücü, soğutma kapasitesi veya kabin yoğunluğu bakımından büyütülmesidir. Ancak kapasite artışı her zaman retrofit değildir; yeni bir modül inşa edilerek yapılabilir.
Retrofit ise bu üç alanla kesişebilir; fakat özünde mevcut sistemin performans, güvenilirlik, verimlilik veya uyumluluk hedefleri doğrultusunda dönüştürülmesini ifade eder. Örneğin mevcut hava soğutmalı bir beyaz alanın yüksek yoğunluklu AI kabinlerine uygun hale getirilmesi, mevcut CRAH/CRAC mimarisinin optimize edilmesi, eski otomasyon altyapısının yeni BMS/EPMS mimarisiyle entegre edilmesi, soğutma dağıtımında hidrolik dengeleme yapılması veya mevcut yangın algılama yerleşiminin yeni ekipman mimarisine göre revize edilmesi retrofit kapsamına girer.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü retrofit projeleri “küçük tadilat” mantığıyla ele alındığında, riskler görünmez hale gelir. Görünmeyen risk ise veri merkezlerinde çoğu zaman tasarım hatasından daha tehlikelidir.
Veri merkezleri statik yapılar değildir. Bir veri merkezi, devreye alındığı gün tamamlanmış sayılmaz; aksine o gün uzun bir teknik, operasyonel ve ticari döngünün başlangıcıdır. Bu döngüleri anlamadan retrofit ihtiyacını doğru tanımlamak mümkün değildir
İş Yükü ve IT Teknolojisi Döngüsü: Veri merkezlerinin ilk belirleyici döngüsü IT ekipmanlarının ve iş yüklerinin değişim hızıdır. Sunucu teknolojileri, depolama sistemleri, ağ mimarileri ve özellikle yapay zekâ/HPC iş yükleri, kabin başına güç yoğunluğunu ve soğutma ihtiyacını sürekli değiştirmektedir. Klasik 5-10 kW/kabin varsayımlarıyla tasarlanmış alanlar, 30 kW ve üzeri yoğunluklara geçişte fiziksel sınırlarına yaklaşabilir. Bu noktada retrofit artık konfor iyileştirmesi değil, iş modelinin sürdürülebilirliği için zorunlu mühendislik müdahalesidir.
Elektromekanik Altyapı Döngüsü: UPS, jeneratör, pano, chiller, pompa, CRAC/CRAH, batarya, yangın algılama ve otomasyon sistemlerinin teknik ömürleri birbirinden farklıdır. Veri merkezi ise bu ekipmanların toplam davranışı üzerinden hizmet verir. Bir ekipmanın tek başına çalışıyor olması, sistemin bütün olarak güvenilir olduğu anlamına gelmez. Yaşlanan ekipman, yedek parça sorunu, üretici desteğinin bitmesi, verim kaybı ve kontrol sistemleriyle uyumsuzluk retrofit ihtiyacını doğurur.
Operasyonel Süreklilik Döngüsü: Veri merkezleri 7/24 işletilen tesislerdir. Bu nedenle her bakım, test, bağlantı, söküm, taşıma ve devreye alma işlemi operasyonel süreklilik döngüsünün içine girer. Uptime Institute’un Tier yaklaşımı, veri merkezi performansının yalnızca inşa edilmiş altyapıyla değil, aynı zamanda operasyon ekibinin yaklaşımı ve işletme kabiliyetiyle de ilişkili olduğunu vurgular.
Bu bağlamda retrofit, projelendirme faaliyeti olduğu kadar operasyonel disiplin faaliyetidir. Prosedürsüz, senaryosuz ve geri dönüş plansız bir retrofit çalışması, teknik olarak doğru ekipmanlarla yapılsa bile işletme açısından zayıf kalır.
Enerji ve Sürdürülebilirlik Döngüsü: Enerji verimliliği, su kullanımı, karbon etkisi ve ısı geri kazanımı artık veri merkezi yönetiminin tali konuları değildir. ISO/IEC 30134 serisi, veri merkezi kaynak kullanım etkinliğini değerlendirmek için PUE gibi göstergeleri tanımlar; EN 50600 serisi de PUE , REF, ERF, CUE ve WUE gibi performans göstergelerini kapsayan çok parçalı bir standart ailesi sunar.
Bu nedenle retrofit projeleri yalnızca kapasite veya arıza giderme yaklaşımıyla değil, enerji ve sürdürülebilirlik hedefleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan 2025 Data Centre Energy Efficiency Best Practice dokümanı da veri merkezi işletmecilerine enerji verimliliği uygulamaları için ortak bir terminoloji ve referans çerçevesi sunmaktadır.
Standart, Sertifikasyon ve Uyum Döngüsü: Veri merkezleri zaman içinde yeni standartlara, müşteri denetimlerine, siber güvenlik gereksinimlerine, çevresel raporlama beklentilerine ve sigorta koşullarına tabi hale gelir. İlk tasarım yılında yeterli görülen bir altyapı, beş yıl sonra aynı operasyonel ve ticari beklentileri karşılamayabilir. Bu durum retrofit ihtiyacını yalnızca teknik değil, sözleşmesel ve kurumsal risk yönetimi konusu haline getirir.
Veri merkezlerinde retrofit uygulamalarının önemi dört ana başlıkta toplanabilir: süreklilik, kapasite, verimlilik ve uyum.
Süreklilik açısından retrofit, mevcut tesisin yaşlanma, ekipman eskimesi, kontrol sistemi uyumsuzluğu ve bakım zorlukları karşısında hizmet kabiliyetini korumasını sağlar. Bir veri merkezi ilk inşa edildiği günkü performansını kendiliğinden sürdüremez. Performans, aktif olarak yönetilmediğinde aşınır.
Kapasite açısından retrofit, değişen IT yüklerine cevap verebilmenin en hızlı yollarından biridir. Yeni veri merkezi inşa etmek uzun izin, enerji bağlantısı, arazi, yatırım ve tedarik süreçleri gerektirirken; mevcut altyapının kontrollü iyileştirilmesi bazı durumlarda daha hızlı ve ekonomik olabilir.
Verimlilik açısından retrofit, soğutma hava yönetimi, değişken hızlı sürücüler, kontrol optimizasyonu, sıcak/soğuk koridor ayrımı, sensörleşme ve ölçüm altyapısı gibi uygulamalarla enerji performansını iyileştirebilir. DOE/FEMP-NREL rehberi, veri merkezi enerji verimliliğinin IT sistemleri, çevresel koşullar, hava yönetimi, soğutma, elektrik sistemleri ve ısı geri kazanımı gibi birden fazla kategori üzerinden ele alınması gerektiğini belirtir.
Uyum açısından retrofit, standart, regülasyon, müşteri beklentisi ve sürdürülebilirlik raporlaması gereksinimlerini karşılamak için kullanılır. Özellikle enerji ve su kullanımının daha yakından izlendiği yeni dönemde, retrofit projeleri işletmenin çevresel performansını iyileştiren stratejik müdahaleler haline gelmiştir.
Veri merkezlerinde retrofit planlaması, klasik proje planlamasından daha disiplinli bir yaklaşım gerektirir. Çünkü proje alanı çoğu zaman boş, izole ve risksiz bir inşaat sahası değil; canlı, hassas ve sürekli hizmet veren bir kritik altyapıdır.
Retrofit sürecinin ilk adımı, mevcut durumun masa başında değil sahada doğrulanmasıdır. As-built çizimler, test raporları, bakım kayıtları, alarm geçmişleri, enerji tüketim verileri, termal haritalar, BMS trendleri, kapasite raporları ve geçmiş arıza kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Bu aşamada kritik soru şudur: “Tesis gerçekte nasıl çalışıyor?” Çizimde görünen sistem ile sahada çalışan sistem aynı olmayabilir. Vanalar farklı pozisyonda, kablo güzergâhları değiştirilmiş, VESDA boruları revize edilmiş, otomasyon senaryoları manuel müdahalelerle bypass edilmiş veya geçmiş bakım faaliyetleriyle sistem davranışı değişmiş olabilir. Retrofit planlaması bu gerçekliği yok sayarsa, proje daha ilk adımda kör haritayla ilerler.
Retrofit kapsamı yalnızca değiştirilecek ekipmanı tarif etmemelidir. Etkilenen tüm sistemler tanımlanmalıdır.
Örneğin bir CRAC/CRAH değişimi yalnızca mekanik bir iş değildir. Elektrik beslemesi, drenaj, yangın algılama, VESDA hattı, kablo tavası, BMS entegrasyonu, hava akışı, zemin taşıma kapasitesi, çalışma alanı izolasyonu, kaldırma planı, geçici soğutma ve operasyon prosedürü birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle retrofit projelerinde kapsam dokümanı şu sorulara cevap vermelidir:
Retrofit projelerinde en önemli araçlardan biri sistem bağımlılık haritasıdır. Bu harita, tek hat şeması veya mekanik prensip şeması değildir. Elektrik, mekanik, yangın, otomasyon, network, operasyon ve iş yükü bağımlılıklarını birlikte gösteren canlı bir risk haritasıdır.
Örneğin bir elektrik panosunda yapılacak çalışma, sadece o panonun beslediği yükleri değil; o yüklerin bağlı olduğu soğutma ekipmanlarını, yangın kontrol panellerini, access control sistemini, BMS iletişimini ve izleme altyapısını etkileyebilir. Bu ilişkiler görünür hale getirilmeden yapılan çalışma planı eksiktir.
Veri merkezi retrofit projelerinde en kritik planlama başlığı, canlı ortamda çalışma stratejisidir. Bu strateji MoP, SoP, EoP ve geri dönüş planlarıyla desteklenmelidir.
Uptime Institute’un 2025 kesinti analizinde, insan hatasına bağlı büyük kesintilerde prosedürlere uyulmaması veya prosedürlerin yetersizliği önemli bir neden olarak vurgulanmaktadır. Rapora göre insan hatasına bağlı büyük kesinti yaşayan organizasyonların önemli bir bölümünde sorun, prosedürlerin izlenmemesi veya prosedürlerin kendisindeki eksikliklerden kaynaklanmıştır.
Bu bulgu, retrofit projeleri için basit ama sert bir uyarıdır: Prosedür, doküman olsun diye yazılan bir evrak değil; enerji verilmiş bir sistemin üzerinde çalışırken eldeki son güvenlik ağlarından biridir.
Retrofit projelerinde geçici sistemler çoğu zaman zayıf halkadır. Geçici enerji, geçici soğutma, geçici izleme, geçici yangın algılama, geçici containment, geçici kablo güzergâhı ve geçici operasyon personeli planı, ana iş kadar ciddi tasarlanmalıdır.
Geçici sistemlerin en yaygın problemi, “kısa süreli kullanılacak” gerekçesiyle mühendislik kalitesinin düşürülmesidir. Oysa veri merkezlerinde geçici sistem, çoğu zaman gerçek sistem kadar kritik hale gelir. Çalışma sırasında kalıcı yedeklilik devre dışı kalmışsa, geçici sistem artık yardımcı unsur değil, ana koruma katmanıdır
Retrofit projelerinde en hatalı yaklaşımlardan biri, test faaliyetini yalnızca ekipman devreye alma olarak görmektir. Oysa retrofit sonrası asıl doğrulanması gereken şey ekipmanın çalışması değil, sistemin beklenen davranışı sergilemesidir. Bu nedenle test stratejisi şu seviyeleri içermelidir:
ASHRAE TC 9.9 kaynakları, veri merkezlerinde çevresel koşulların, IT ekipmanı gereksinimleri ve termal yönetim prensipleriyle birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyar; DOE rehberi de rack giriş sıcaklığı, nem, hava yönetimi ve sistem bazlı ölçümün önemini vurgular.
Veri merkezi retrofit projelerinde sık yapılan hatalar çoğu zaman teknik bilgisizlikten değil, sürecin hafife alınmasından kaynaklanır.
En temel hata, retrofit çalışmasını klasik inşaat tadilatı gibi ele almaktır. Veri merkezinde bir cihazın yerini değiştirmek, yalnızca mekanik yerleşim problemi değildir. Bu işlem hava akışını, yangın algılamayı, kablo güzergâhını, bakım erişimini, zemin yükünü, otomasyon noktalarını ve operasyon prosedürlerini etkileyebilir.
Bu hatanın riski, sistemler arası bağımlılıkların gözden kaçmasıdır. Sonuçta saha ekibi bir işi tamamladığını düşünürken, tesisin başka bir güvenlik veya süreklilik katmanı zayıflamış olabilir.
As-built dokümanlara aşırı güvenmek, retrofit projelerinin klasik tuzaklarından biridir. Veri merkezleri yıllar içinde küçük müdahalelerle değişir. Kablo tavaları dolmuş, sensör yerleri değişmiş, vanalar farklı pozisyonda bırakılmış, otomasyon senaryoları devre dışı kalmış veya geçici çözümler kalıcı hale gelmiş olabilir.
Eksik mevcut durum analizi; yanlış metraj, yanlış kapasite hesabı, yanlış bağlantı noktası, yanlış kaldırma planı ve yanlış çalışma penceresi anlamına gelir. Bu da hem maliyet hem süre hem de hizmet sürekliliği riski doğurur.
Bir veri merkezinin tasarımda N+1, 2N veya concurrently maintainable Bir veri merkezinin tasarımda N+1, 2N veya concurrently maintainable korunacağı anlamına gelmez. Çalışma sırasında bir sistem devre dışı bırakıldığında, bakım bypass’ı kullanıldığında veya geçici bağlantı yapıldığında yedeklilik seviyesi geçici olarak düşebilir.
Bu nedenle her iş adımında “o anda tesis hangi yedeklilik seviyesinde çalışıyor?” sorusu cevaplanmalıdır. Aksi halde planlı çalışma, plansız kesinti için zemin hazırlar.
Geçici chiller, geçici UPS, geçici jeneratör, geçici kablo, geçici yangın algılama veya geçici izleme altyapısı çoğu zaman proje programını kurtaran unsurlar olarak görülür. Fakat doğru tasarlanmadığında riskin kendisine dönüşür. Geçici sistemlerde kapasite, selektivite, topraklama, kablo güzergâhı, yangın güvenliği, bakım erişimi, alarm izleme ve sorumluluk sınırları açık tanımlanmalıdır. “Geçici” kelimesi mühendislikten muafiyet belgesi değildir
Yeni takılan ekipmanın çalışması, retrofit projesinin başarılı olduğu anlamına gelmez. Esas soru şudur: Sistem arıza, bakım, transfer ve olağan dışı durumda beklenen davranışı gösterecek mi? Bu nedenle entegre test yapılmadan tamamlanan retrofit projeleri, görünürde bitmiş ama davranışı doğrulanmamış sistemler üretir.
Veri merkezlerinde doğrulanmamış sistem, gizli borçtur; faizi genellikle arıza anında ödenir.
Proje ekibinin sahada yaptığı değişiklikleri operasyon ekibine iş sonunda anlatması yeterli değildir. Operasyon ekibi tasarım, planlama, risk değerlendirme ve kabul süreçlerinde baştan yer almalıdır.
Aksi halde işletme ekibi, kendi yönetmediği bir değişikliğin sonuçlarını işletmek zorunda kalır. Bu durum alarm yönetimi, bakım prosedürleri, müdahale süreleri ve acil durum refleksleri üzerinde risk oluşturur.
Retrofit projelerinde yangın algılama, VESDA, dedektör, gazlı söndürme, sprinkler, damper ve interlock senaryoları çoğu zaman ekipman yerleşimi tamamlandıktan sonra gündeme gelir. Bu yaklaşım yanlıştır.
Beyaz alanlarda hava akışının değişmesi, kabin yoğunluğunun artması, containment yapılması, yeni CRAC/CRAH veya fanwall yerleşimleri, algılama performansını ve söndürme senaryolarını etkileyebilir. Yangın güvenliği sistemleri mimari ve mekanik değişikliklerden sonra değil, onlarla birlikte tasarlanmalıdır.
Retrofit sonrası sistemin izlenebilir olmaması, sistemin kontrol altında olduğu anlamına gelmez. Yeni ekipmanların BMS/EPMS noktaları, alarm seviyeleri, trend kayıtları, raporlama formatları ve operasyon ekranları başlangıçta tanımlanmalıdır.
BMS entegrasyonu yalnızca haberleşme kablosu çekmek değildir. Alarm felsefesi, öncelik seviyesi, eskalasyon yapısı, trend frekansı ve operatör aksiyonu birlikte tanımlanmalıdır.
Retrofit projelerinde ekipman üreticileri doğal olarak kendi ürünlerinin performansına odaklanır. Ancak veri merkezi tasarımı ürün bazlı değil, sistem bazlı yapılmalıdır. Bir chiller, UPS, CRAC veya CDU teknik olarak iyi olabilir; fakat mevcut sistemle hidrolik, elektriksel, kontrol ve bakım açısından uyumsuzsa retrofit hedefini karşılamaz.
Bu nedenle ürün seçimi, sistem performans doğrulamasının yerine geçmemelidir.
Veri merkezi retrofit projeleri için aşağıdaki aşamalı model uygulanabilir.
Aşama 0: Stratejik Gerekçe: Retrofit ihtiyacı net tanımlanmalıdır. Bu ihtiyaç kapasite artışı mı, enerji verimliliği mi, ekipman yaşlanması mı, regülasyon uyumu mu, müşteri gereksinimi mi, AI yoğunluklarına hazırlık mı, yoksa operasyonel risk azaltımı mı? Gerekçe net değilse kapsam büyür, kararlar bulanıklaşır.
Veri merkezlerinde retrofit, teknik bir yenileme faaliyeti olmanın ötesinde, canlı bir kritik altyapının kontrollü biçimde dönüştürülmesidir. Bu nedenle retrofit projeleri, yeni inşa projelerine kıyasla daha küçük kapsamlı görünse bile, risk yoğunluğu bakımından çoğu zaman daha karmaşıktır.
Başarılı bir retrofit; doğru ekipmanı seçmekle değil, mevcut sistem davranışını anlamakla başlar. Sistem bağımlılıklarını görünür kılmak, operasyon ekibini sürece dahil etmek, geçici sistemleri kalıcı sistem ciddiyetiyle tasarlamak, prosedürleri uygulanabilir hale getirmek ve testleri sistem davranışını doğrulayacak şekilde kurgulamak gerekir.
Veri merkezleri artık yalnızca daha fazla güç ve soğutma isteyen yapılar değildir. AI iş yükleri, enerji kısıtları, sürdürülebilirlik beklentileri, su kullanımı, karbon raporlaması, siber-fiziksel güvenlik ve müşteri denetimleri veri merkezi işletmecilerini daha zorlu bir döneme taşımaktadır. Bu dönemde retrofit, eskiyi yamamak değil; mevcut altyapıyı geleceğin yüklerine kontrollü şekilde hazırlamaktır.
Ancak bu hazırlığın temel şartı şudur: Retrofit, sahada başlayan bir montaj işi değil; tasarım, operasyon, risk, test ve kurumsal öğrenme disiplinlerinin birlikte yürüdüğü bir mühendislik yönetimi sürecidir
Yapay zekâyla artan kablo ihtiyacına karşı Roxtec, veri merkezlerine güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı sunuyor.
Veri merkezleri, yalnızca teknoloji ekipmanlarının barındırıldığı yapılar değil; enerji, soğutma, yangın güvenliği, otomasyon, fiziksel güvenlik, operasyonel disiplin ve iş sürekliliğinin birlikte çalıştığı kritik altyapılardır. Bu nedenle mevcut bir veri merkezinde yapılacak her teknik müdahale, klasik bina tadilatı yaklaşımının ötesinde ele alınmalıdır. Retrofit, mevcut bir yapının veya sistemin performansını, kapasitesini, güvenilirliğini, enerji verimliliğini, sürdürülebilirliğini ya da mevzuat uyumunu artırmak amacıyla yapılan planlı teknik iyileştirme sürecidir. Ticari binalar için retrofit, mevcut yapıların enerji performansını ve işletme kabiliyetini geliştirme fırsatı olarak tanımlanırken; veri merkezlerinde bu kavram, canlı çalışan bir altyapının kesintiye uğratılmadan dönüştürülmesi anlamına gelir. Bu makale, veri merkezlerinde retrofit uygulamalarının tanımını, önemini, yapısal yaşam döngüleriyle ilişkisini, planlama ve yönetim esaslarını ele almakta; ayrıca sık yapılan hataları ve bu hatalardan doğabilecek teknik, operasyonel ve ticari riskleri tartışmaktadır
Yazan: Sinan Alkaş
Veri merkezlerinde busway seçimi, yalnızca akım kapasitesiyle değil; güvenlik, kısa devre dayanımı, bağlantı tasarımı, esneklik ve bakım kolaylığıyla birlikte değerlendirilmelidir. Bu yazıda, güvenilir ve sürdürülebilir güç dağıtımı için dikkat edilmesi gereken 5 temel kriter özetleniyor.
Data Center Network Türkiye, ulusal çapta veri merkezi ve IT profesyonellerini bir araya getiren Türkiye'nin en büyük ve tek veri merkezi topluluğudur. 10.000'i aşan LinkedIn takipçimiz, 7.000'den fazla e-posta abonemiz ve 2.000'e yakın konferans katılımcımızla sektörün nabzını tutuyoruz. Siz de topluluğumuzun bir parçası olmak, eğitimlere katılmak, güncel gelişme ve haberler hakkında bilgi almak, sektördeki iş ilanlarını görüntüleyebilmek, fiziki ve online etkinlikler, podcast, webinar, dergi ve bülten gibi tüm içerik platformlarımızdan faydalanmak ister misiniz? Kariyerinizde bir üst basamağa çıkmak ve topluluk içinde aktif yer alabilmek için bize ulaşın.