(Sponsorlu İçerik)Kritik Altyapıların Küçük Ama Ciddi Riski: Haşereler

on November 04, 2026

Bir veri merkezi tasarlanırken yangın, enerji sürekliliği, yedeklilik, soğutma, su baskını ve fiziksel güvenlik gibi birçok senaryo detaylı şekilde değerlendirilir. Ancak operasyonel sürekliliği etkileyebilecek daha küçük ve çoğu zaman gözden kaçan bir risk daha vardır: kemirgenler ve diğer haşereler. 

İlk bakışta bir veri merkezi için önemli bir tehdit gibi görünmeyebilirler. Fakat kritik altyapılardaki kablo yoğunluğu ve özellikle yer altından binaya yapılan enerji ve fiber girişleri düşünüldüğünde konu farklı bir boyut kazanıyor. Kemirgenlerin kablolara zarar vermesi; haberleşmenin kesilmesine, elektriksel arızalara ve acil bakım ihtiyacına kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. 2026'da yayımlanan bir sektör değerlendirmesi de kemirgen kaynaklı kablo hasarlarının kısa devre, ekipman arızası, aşırı ısınan kablolar ve bazı durumlarda yangın riski oluşturabildiğine dikkat çekiyor. 

Asıl önemli soru ise şu: 

Haşereler kritik alanlara nereden giriyor? 

Kablo ve boruların geçtiği yer, binanın da açıklığıdır. 

Modern bir veri merkezinin dış kabuğu ne kadar kontrollü tasarlanırsa tasarlansın, binanın enerji, haberleşme ve mekanik altyapıyla bağlantı kurabilmesi için yüzlerce kablo ve borunun duvarlardan, döşemelerden ve temellerden geçirilmesi gerekir. 

Özellikle yer altı kablo kanalları, conduit sistemleri, menholler, fiber girişleri ve enerji kablolarının bina giriş noktaları, dış ortam ile kritik teknik hacimler arasında fiziksel bir bağlantı oluşturur. 

Roxtec'in kendi veri merkezi uygulama dokümanlarında da YG/OG kabloların çoğunlukla yer altından geldiği; conduit ve menhollerde su, nem ve haşere riskinin bulunduğu ve kablo girişlerinin dış etkenlerin önemli giriş noktalarından biri olduğu vurgulanıyor. 

Bu nedenle mesele yalnızca açık bırakılmış bir kapı veya havalandırma menfezi değildir. Kablonun geçtiği fakat etrafının doğru şekilde kapatılmadığı küçük bir açıklık da yapının fiziksel güvenlik sınırının bir parçasıdır. 

Gerçek hayatta küçük nedenler, büyük kesintiler yaratabiliyor; 

Bunun yalnızca teorik bir mühendislik riski olmadığını gösteren dikkat çekici örnekler bulunuyor. 

West Auckland, Yeni Zelanda: Roxtec'in yayımladığı ve Data Center Dynamics haberlerine referans veren incelemeye göre bir kemirgen fiber kabloya zarar vererek 1.000'den fazla geniş bant kullanıcısının 24 saatten uzun süre internet bağlantısının kesilmesine neden oldu. Fiberin yeniden eklenebilmesi için teknik ekiplerin gece saatlerine kadar çalışması gerekti. 

Doncaster, İngiltere: Bir başka vakada kemirgenlerin Openreach'in yer altı kablolarına zarar vermesinin ardından yaklaşık 93 mülkün bağlantısı etkilendi ve kesinti 11 gün sürdü. İnceleme sırasında yer altındaki duct sisteminde ayrıca çökme tespit edilmesi onarım sürecini daha da zorlaştırdı. 

St. Lucia, Mayıs 2026: Çok daha çarpıcı bir vakada St. Lucia Electricity Services Limited, Cul-de-Sac elektrik şebekesindeki 11 kV'luk bir kesicide kemirgen müdahalesinin koruma sistemlerini tetikleyerek ada genelinde elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı. 

Üstelik problem yeni değil. 2014 yılında yayımlanan başka bir teknik makalede, Fort Wayne, Indiana'daki bir tesiste bir sincabın elektrik ekipmanına zarar vermesi sonucunda 300.000 dolarlık hasar oluştuğu örneği aktarılmıştı. Aynı kaynak, başka bir binada yükseltilmiş döşeme altında yaşayan farelerin bazı kablolara zarar verdiğini ve testlerde kablo hatalarının tespit edildiğini de bildiriyor. 

Bu örneklerin hiçbiri doğrudan Türkiye'deki bir veri merkezi vakası değil elbette ancak ortak noktaları oldukça net: kritik altyapılarda çok küçük bir fiziksel zafiyet, sistemin büyüklüğüyle orantısız sonuçlar doğurabiliyor.

Çözüm yalnızca haşereyle mücadele değil, giriş yolunu ortadan kaldırmak! 

Geleneksel pest-control uygulamaları tesis işletmesinin doğal bir parçası olabilir. Fakat kritik altyapıda mühendislik açısından daha temel yaklaşım, haşerenin kritik hacme ulaşabileceği fiziksel yolları mümkün olduğunca tasarım aşamasında ortadan kaldırmaktır. 

Burada kablo ve boru geçişlerinin doğru yalıtılması önem kazanıyor. 

Roxtec mekanik kablo ve boru geçiş sistemleri, kablo veya borunun çevresindeki açıklığı kontrollü bir sızdırmazlık noktasına dönüştürüyor. Roxtec, bina uygulamalarındaki sistemlerini yalnızca yangın durdurucu olarak değil; su, gaz ve kemirgenlere karşı bariyer sağlayan çözümler olarak tanımlıyor. Sistemler ayrıca ileride yeni kablo veya boru eklenmesine olanak sağlayacak şekilde tekrar açılabiliyor. 

Roxtec'in altyapı çözümlerine ilişkin teknik dokümantasyonunda da sistemlerin yangın ve duman, su, gaz ve hava, elektromanyetik tehditler ve haşereler dahil olmak üzere birden fazla riske karşı kullanılabildiği belirtiliyor. 

Bu yaklaşım veri merkezlerinde ayrıca önemli. Çünkü aynı penetrasyon noktasında ayrı ayrı yangın, su veya haşere önlemleri düşünmek yerine, geçiş noktasını tesisin çoklu risk bariyerinin bir parçası olarak ele almak mümkün hale geliyor. 

Roxtec'in Türkiye'deki veri merkezi uygulama çalışmalarında da bina dış duvar girişleri için yangın, su, gaz ve haşere geçişinin engellenmesi birlikte değerlendiriliyor. 

Dijital süreklilik bazen birkaç santimetrelik bir açıklıkta başlar. 

Veri merkezlerinde milyonlarca euroluk IT, enerji ve soğutma altyapısını korurken en küçük detayların dahi tasarımın bir parçası olması gerekiyor. 

Bir kablo penetrasyonunun yalnızca “kablonun geçtiği delik” olarak görülmesi artık yeterli değil. O nokta aynı zamanda suyun, nemin, gazın, dumanın ve haşerelerin binaya ulaşabileceği fiziksel sınır noktalarından biridir. 

Bu nedenle kritik altyapı güvenliği yalnızca içerideki sistemleri yedeklemekten ibaret değildir. Gerçek dayanıklılık, binanın dış ortamla temas ettiği noktaların da kontrol altına alınmasıyla başlar. 

Bazen veri merkezinin sürekliliğini tehdit eden en büyük risk, en küçük giriş noktasından içeri girebilir.

Veri merkezlerinde gözden kaçan küçük bir açıklık, haşerelerin kritik altyapıya ulaşmasına ve büyük kesintilere yol açabilir. Kablo ve boru geçişlerinin doğru yalıtılması, operasyonel sürekliliği korumanın önemli bir parçasıdır.

Yazan: Roxtec

on November 04, 2026

Bir veri merkezinin gerçek sınavı, her şeyin yolunda gittiği gün değil, bir şeylerin ters gittiği andır. Bağımsız Test ve Devreye Alma (Testing and Commissioning, T&C), o anı tesis canlı yük altına girmeden önce, kontrollü biçimde yaşatmanın adıdır. Doğru kurgulandığında bu süreç işi zorlaştırmaz; kuralları baştan koyar, çıkar çatışmasını önler ve yalnızca işvereni değil, tesisi inşa eden yükleniciyi de korur.

Yazan: Bahadır Çakır Test ve Devreye Alma Direktörü - Veridus, Açık Holding

on October 26, 2026

AI ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamaları veri merkezlerinin güç ihtiyacını artırırken, UPS sistemlerinde enerji verimliliği, güç yoğunluğu ve termal performans daha kritik hale geliyor.

Yazan: Legrand

on October 26, 2026

DAHA FAZLA BİLGİ TALEP EDİN

Data Center Network Türkiye, ulusal çapta veri merkezi ve IT profesyonellerini bir araya getiren Türkiye'nin en büyük ve tek veri merkezi topluluğudur. 10.000'i aşan LinkedIn takipçimiz, 7.000'den fazla e-posta abonemiz ve 2.000'e yakın konferans katılımcımızla sektörün nabzını tutuyoruz. Siz de topluluğumuzun bir parçası olmak, eğitimlere katılmak, güncel gelişme ve haberler hakkında bilgi almak, sektördeki iş ilanlarını görüntüleyebilmek, fiziki ve online etkinlikler, podcast, webinar, dergi ve bülten gibi tüm içerik platformlarımızdan faydalanmak ister misiniz? Kariyerinizde bir üst basamağa çıkmak ve topluluk içinde aktif yer alabilmek için bize ulaşın.