No Products in the Cart

Veri merkezlerinde yapay zekâ ve yüksek yoğunluklu bilgi işlem uygulamalarının yaygınlaşması, güç altyapısının hem kapasite hem de verimlilik açısından daha kritik hale gelmesine neden oluyor. Bu ortamda kesintisiz güç kaynağı (UPS) seçimi yapılırken yalnızca ilk yatırım maliyetine odaklanmak, sistemin gerçek maliyetinin önemli bir bölümünün gözden kaçmasına yol açabiliyor.
Intelligent Data Centres dergisinde yayımlanan makalede Legrand UPS European Commercial Director Mark Murphy, UPS yatırımlarının Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO) perspektifiyle değerlendirilmesinin veri merkezlerinin uzun vadeli maliyetlerini nasıl etkileyebileceğini ele alıyor.
Bir UPS sisteminin TCO'su yalnızca satın alma ve kurulum maliyetini kapsamıyor. Sistemin kullanım ömrü boyunca oluşan enerji tüketimi, bakım ve onarım, batarya değişimleri, gelecekteki kapasite artışları ve olası kesintilerin oluşturduğu maliyetler de toplam maliyetin önemli parçalarını oluşturuyor.
UPS sistemlerinin 10–15 yıllık kullanım süresi düşünüldüğünde operasyonel giderlerin ilk yatırım maliyetini aşabilmesi, sistem seçiminde uzun vadeli bakış açısının önemini artırıyor.
Enerji verimliliğindeki küçük görünen farklılıklar, büyük ölçekli veri merkezlerinde uzun vadede önemli sonuçlar yaratabiliyor.
Makalede verilen örneğe göre 1 MW'lık ve %98 verimlilikle çalışan bir UPS, 10 yılda yaklaşık 1,5 milyon kWh enerji kaybederken, %97 verimliliğe sahip benzer bir sistemde bu kayıp 2,7 milyon kWh'ın üzerine çıkabiliyor.
Yalnızca %1'lik verimlilik farkı, 10 yıllık dönemde enerji maliyetinde yaklaşık 250.000 Euro ilave gider ve 700 tonun üzerinde ek CO₂ emisyonu anlamına gelebiliyor. Üstelik hesaplamaya daha düşük verimlilik nedeniyle ortaya çıkan ek soğutma ihtiyacı dahil değil.
Silicon Carbide (SiC) gibi yeni nesil yarı iletken teknolojileri ise %98'in üzerinde verimlilik seviyelerine ulaşılmasını sağlayarak hem enerji maliyetlerinin hem de karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda bulunuyor.
TCO değerlendirmesinde yalnızca enerji tüketimi değil, sistem kullanılabilirliği de önemli bir faktör.
Modüler mimari, hot-swap bileşenler, uzaktan izleme ve kestirimci bakım gibi özellikler arızaların daha hızlı tespit edilmesine ve müdahale sürelerinin azaltılmasına yardımcı oluyor.
Özellikle modüler UPS mimarisinde Mean Time to Repair (MTTR) süresinin azaltılması, olası bir arızanın uzun süreli kesintiye dönüşmesini önlemek açısından önem taşıyor.
UPS'in yaşam döngüsü boyunca bakım da önemli bir operasyonel maliyet oluşturuyor.
Önden erişim, kompakt tasarım, uzaktan izleme, dahili diagnostik ve gerçek zamanlı veri işleme gibi özellikler bakım süreçlerini kolaylaştırırken, sistem bileşenlerinin durumunun sürekli takip edilmesi kestirimci bakım stratejilerinin uygulanmasını mümkün hale getiriyor.
Böylece bakım yalnızca belirli zaman aralıklarına göre değil, ekipmanın gerçek kullanım ve durum verilerine göre planlanabiliyor.

AI iş yüklerinin hızla değişmesi, veri merkezlerinde gelecekte ihtiyaç duyulacak kapasitenin kesin olarak öngörülmesini zorlaştırıyor.
Modüler UPS mimarileri kapasitenin gerçek ihtiyaç doğrultusunda artırılmasını sağlayarak başlangıçta gereğinden fazla kapasite yatırımı yapılmasının önüne geçebiliyor.
Bu “pay-as-you-grow” yaklaşımı, veri merkezinin güç altyapısının iş yükleriyle birlikte büyümesine olanak sağlıyor. Makaleye göre modüler sistemlerin %40–80 yük seviyelerinde tutulabilmesi de UPS'in yüksek verimlilik seviyelerinde çalışmasına katkı sağlayabiliyor.
Bataryaların satın alma maliyetinin yanı sıra şarj, izleme, bakım, değiştirme, bertaraf ve kapladıkları alan da UPS'in toplam sahip olma maliyetini etkiliyor.
Gelişmiş batarya yönetimi ile BMS entegrasyonu; batarya kullanımının optimize edilmesine, bakım ihtiyacının azaltılmasına ve olası batarya arızalarının daha erken belirlenmesine yardımcı olabiliyor.
UPS seçiminde yalnızca ilk yatırım maliyetini değerlendirmek yerine; enerji verimliliği, bakım, kullanılabilirlik, ölçeklenebilirlik, batarya yönetimi ve sistemin gelecekteki ihtiyaçlara uyumu birlikte ele alınmalı.
Yüksek verimli ve modüler bir UPS'in ilk yatırım maliyeti daha yüksek olsa bile kullanım ömrü boyunca sağlanan operasyonel avantajlar toplam sahip olma maliyetini değiştirebilir.
Bu nedenle UPS, yalnızca teknik bir ekipman satın alımı değil; veri merkezinin önümüzdeki 10–15 yıllık operasyonunu etkileyen uzun vadeli bir altyapı yatırımı olarak değerlendirilmeli.
Intelligent Data Centres dergisinde yayımlanan makalenin tamamında Mark Murphy'nin UPS yatırımlarında TCO, enerji verimliliği, bakım, ölçeklenebilirlik ve sürdürülebilirliğe ilişkin değerlendirmelerini inceleyebilirsiniz.
Merkezi Fransa’da bulunan Legrand, bina, elektrik ve dijital altyapıları için ürün ve sistemler konusunda uzmandır. 170'in üzerinde ülkeyi kapsayan ticari faaliyetleri, 38 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansına sahip Legrand Grup’ un konutlar, ticari ve endüstriyel yapılar için komple sistem çözümleri bulunmaktadır. Konutlar, ticari ve endüstriyel yapılar için trafo, şalt ürünleri, dağıtım panoları, kesintisiz güç kaynağı, kablo taşıma sistemleri, anahtar priz, ev otomasyon sistemleri, acil durum aydınlatma ürünleri, yapısal kablolama ve aydınlatma kontrol sistemlerine kadar uçtan uca komple sistemler sunmaktadır. Legrand Grup, 1990 yılında Türkiye'deki faaliyetlerine başlamış olup Legrand Türkiye Grubu olarak halen 1000'in üzerinde çalışanıyla Gebze'de bulunan 2 fabrika ve Ümraniye'deki Genel Müdürlük kampüslerine ek olarak bölge müdürlükleriyle faaliyetini sürdürmektedir. Legrand, İnform, Estap ve Bticino markaları başta olmak üzere Legrand çatısı altındaki farklı markaları Türkiye pazarına sunmaktadır.
Sıvı soğutma sistemlerinin hava soğutma sistemlerine göre çok daha verimli olması bu sistemler için sıvı soğutma sistemlerini daha uygun kılmaktadır. Sıvı soğutma sistemleri ile daha düşük PUE değeri elde edilir. CyberCool CMU üniteleri ile Stulz, müşteri suncuları ve GPU’ları için yüksek yoğunluklu soğutma çözümleri sunuyor.
Yazar: Stulz
Fiber optik kablo yapıları, veri iletimi için ışık sinyalleri kullanan, ince cam çekirdeklerden oluşur. Bu kablolar, kullanım alanlarına göre dahili, harici ve özel tip olarak sınıflandırılır. Dayanıklılık ve performans açısından buffer tüpleri, destek malzemeleri, dolgu türleri ve dış kılıf özellikleri farklılık gösterebilir. Örneğin, harici kablolarda kemirgenlere karşı cam zırh, dahili kablolarda ise yangına dayanıklı halojensiz dış kılıflar tercih edilir. Fiber optik kablolar genellikle FTTX, FTTH ve 5G altyapısında kullanılarak yüksek bant genişliğinde güvenilir veri iletimi sağlar
Yazar: Samm Teknoloji
Veri merkezi yönetimi, yüksek sorumluluk ve karmaşık sistemler nedeniyle çalışanlar üzerinde stres yaratabilir. Yoğun iş yükü, deneyim eksikliği ve yetersiz eğitim gibi faktörler, operasyonel hatalara, motivasyon düşüklüğüne ve iş sağlığı risklerine yol açabilir. Stresle başa çıkmak için zaman yönetimi, takım çalışması ve düzenli eğitim programları gibi yöntemler önerilmektedir. Bu yaklaşımlar, çalışanların performansını ve veri merkezlerinin sürekliliğini artırmada kritik bir rol oynar.
Yazar: Recep Karagöl INGBANK Data Center Architect
Data Center Network Türkiye, ulusal çapta veri merkezi ve IT profesyonellerini bir araya getiren Türkiye'nin en büyük ve tek veri merkezi topluluğudur. 10.000'i aşan LinkedIn takipçimiz, 7.000'den fazla e-posta abonemiz ve 2.000'e yakın konferans katılımcımızla sektörün nabzını tutuyoruz. Siz de topluluğumuzun bir parçası olmak, eğitimlere katılmak, güncel gelişme ve haberler hakkında bilgi almak, sektördeki iş ilanlarını görüntüleyebilmek, fiziki ve online etkinlikler, podcast, webinar, dergi ve bülten gibi tüm içerik platformlarımızdan faydalanmak ister misiniz? Kariyerinizde bir üst basamağa çıkmak ve topluluk içinde aktif yer alabilmek için bize ulaşın.