No Products in the Cart
Yapay zekâ teknolojilerinin son yıllardaki hızlı gelişimi, veri merkezlerinin yapısını kökten değiştirmeye başladı.
Yeni nesil AI modelleri, çok daha büyük veri setlerini işlerken aynı zamanda çok daha yüksek hızlarda çalışıyor. Bu da doğal olarak sistemlerin benzeri görülmemiş işlem gücü talep etmesine neden oluyor.
Her geçen gün artan bu işlem gücü ihtiyacı, veri merkezlerinde sadece donanımın değil, soğutma altyapısının da aynı hızda evrilmesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle sıvı soğutma çözümleri artık bir tercih değil, yeni nesil veri merkezleri için kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiş durumda.
Son on yılda veri merkezlerinde güç yoğunluğu neredeyse tanınmaz hale geldi.
Bir zamanlar 5–10 kW/rack seviyesi standart kabul edilirken, bugün yapay zekâ sistemleriyle çalışan modern veri merkezlerinde bu değerler 60–120 kW/rack aralığına ulaştı.
Üstelik bu artış artık lineer değil, üstel bir hızda gerçekleşiyor.
Bazı yeni tesislerde 200 kW seviyeleri şimdiden aşılmış durumda. Donanım üreticilerinin güncel planları, kısa süre içinde tek bir rack kabininde 600 kW güç yoğunluğuna ulaşılacağını gösteriyor.
Bu tablo, mevcut altyapıların sınırlarına yaklaştığımızı ve geleneksel soğutma yöntemlerinin uzun vadede yetersiz kalacağını açıkça ortaya koyuyor.
Bugün birçok veri merkezi tasarımında hâlâ in-row tabanlı CDU (Coolant Distribution Unit) sistemleri kullanılıyor.
Bu sistemler belirli bir ölçeğe kadar etkili olsa da, yapay zekâ ve yüksek yoğunluklu hesaplama altyapıları devreye girdiğinde karmaşık, maliyetli ve sınırlayıcı hale geliyor.
Bir CDU genellikle 1–1,5 MW seviyesinde bir güç yükünü destekleyebiliyor ve beyaz alan içinde ciddi yer kaplıyor.

Yükler onlarca megawatta ulaştığında şu problemler kaçınılmaz hale geliyor:
Sonuçta, soğutma ihtiyacını karşılamak için tasarlanan sistemler, bir süre sonra veri merkezinin büyümesini sınırlayan en önemli faktör haline geliyor.
Bu sorunları aşmanın yolu, aslında daha önce defalarca kendini kanıtlamış bir prensibi yeniden hatırlamakta yatıyor: Merkezileştirme.
Yeni nesil veri merkezleri için geliştirilen Facility Distribution Unit (FDU) mimarisi, sıvı soğutmayı daha verimli, ölçeklenebilir ve yönetilebilir hale getiriyor.
FDU, beyaz alan dışında konumlandırılan ve 5 MW kapasiteye kadar hizmet verebilen merkezi bir sıvı soğutma sistemidir.
Bu sistem, onlarca ayrı CDU’nun yerini alabilir, birden fazla veri salonuna aynı anda hizmet edebilir ve altyapıyı önemli ölçüde sadeleştirir.
Bu mimari sayesinde veri merkezleri hem soğutma kapasitesini artırabiliyor hem de işletme maliyetlerini önemli ölçüde düşürebiliyor.
FDU sistemleri, yalnızca bugünün AI yüklerini değil, önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak 600 kW/rack seviyesindeki sistemleri de destekleyebilecek şekilde tasarlanıyor.
Yüksek kapasiteli pompa sistemleri, entegre sıvı şartlandırma üniteleri ve modüler yapı sayesinde, veri merkezi büyüdükçe sistem kolayca ölçeklenebiliyor.
Üstelik tüm bunlar yapılırken:
Kısacası, FDU mimarisi veri merkezlerinin soğutma yükünü merkezileştirerek hem operasyonel hem de ekonomik açıdan büyük bir avantaj sağlıyor.
Yapay zekânın hızla geliştiği bu dönemde, veri merkezlerinin önündeki en büyük zorluk artık yalnızca bilgi işlem gücü değil; bu gücü etkin ve sürdürülebilir biçimde soğutmak.
FDU mimarisi, bu ihtiyaca yanıt veren modern ve uzun ömürlü bir çözüm sunuyor.
Merkezileştirilmiş yapısı, yüksek verimliliği ve düşük işletme maliyetiyle, önümüzdeki yıllarda yüksek yoğunluklu veri merkezlerinin temel soğutma standardı haline gelmesi bekleniyor.
COOLTECH-SOLUTIONS
Operasyon ve Teknik Md.
M. Erhan KAYA
ABB, veri merkezleri için entegre enerji çözümleri sunarak operasyonel verimlilik ve sürdürülebilirliği artırıyor. Yapay zekâ destekli enerji yönetimi ve dijital ikiz teknolojisiyle tasarım hatalarını azaltıp enerji kullanımını optimize eden ABB, Türkiye’de veri merkezlerinin enerji altyapısını daha dayanıklı ve esnek hale getirmeyi hedefliyor.
Yazan: Onur Özdemir Veri Merkezleri | Satış Kanal Müdürü
Dijital ikiz teknolojisi, son yıllarda birçok kritik endüstriyel tesiste hızla yaygınlaşan güçlü bir dönüşüm aracı haline geldi. Fiziksel bir sistemin dijital ortamda birebir modellenmesi, gerçek zamanlı olarak izlenebilmesi, analiz edilebilmesi ve optimize edilebilmesi; işletmelere operasyonel mükemmellik, öngörülebilirlik ve verimlilik açısından ciddi avantajlar sunuyor.
Yazar: Hasan İlhan - Kıdemli Veri Merkezi Yöneticisi, Karayolları Genel Müdürlüğü
Veri merkezleri artık yalnızca "sunucuların bulunduğu binalar" değil; yapay zekâ, bulut bilişim ve dijital ekonominin büyümesini mümkün kılan stratejik altyapı yatırımlarıdır. Global veri merkezi pazarı 2025'te 418 milyar dolardan 2030'da 692 milyar dolara ulaşacak. Yüzde 65'lik bir büyüme. McKinsey'in analizine göre, global veri merkezi kapasitesi 2030'a kadar üç kattan fazla artabilir ve yıllık ortalama yüzde 22 büyüme gösterebilecek kapasitede olduğunu gösteriyor.
Data Center Network Türkiye, ulusal çapta veri merkezi ve IT profesyonellerini bir araya getiren bir topluluktur. 5000'in üzerinde takipçisi olan topluluğun siz de bir parçası olmak, eğitimlere katılmak, güncel gelişme ve haberler hakkında bilgi almak, sektördeki iş ilanlarını görüntüleyebilmek, fiziki ve online etkinlikler aracılığıyla meslektaşlarınızla buluşmak ister misiniz? Kariyerinizde bir üst basamağa çıkmak ve topluluk içinde aktif yer alabilmek için bize ulaşın.