No Products in the Cart
Dijital ekonominin omurgasını oluşturan veri merkezleri, artık yalnızca bilgi depolama ve işleme alanları değil; kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji altyapısına dayanan stratejik varlıklar olarak konumlanıyor. İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, veri merkezleri için sunduğu uçtan uca entegre çözümlerle bu dönüşümün en kritik paydaşlarından biri olarak öne çıkıyor. ABB Türkiye Veri Merkezleri Satış Kanal Müdürü Onur Özdemir, şirketin bu alandaki yaklaşımını ve vizyonunu paylaştı.
Dijitalleşmenin hız kazandığı bir çağda veri merkezleri, küresel ekonominin kesintisiz çalışmasını sağlayan stratejik altyapılar haline geldi. Bu tesislerin 7/24 kesintisiz ve güvenli çalışması ise ancak güçlü, esnek ve sürdürülebilir bir enerji mimarisiyle mümkün.
ABB olarak bu konuda yaklaşımımız net: Akıllı veriler, akıllı ve dayanıklı bir güç altyapısı gerektirir. Bu doğrultuda veri merkezlerinin tüm kritik enerji ihtiyaçlarını kapsayan entegre bir çözüm portföyü sunuyoruz. Orta ve alçak gerilim dağıtım sistemlerinden UPS çözümlerine, otomatik transfer sistemlerinden ark koruma çözümlerine; otomasyon ve enerji izleme platformlarından dijital enerji yönetimine kadar tüm bileşenleri tek çatı altında konumlandırıyoruz.
Bu entegre yapı sayesinde sistemler doğal bir uyum içinde çalışıyor, arıza riskleri minimize ediliyor ve operasyonel süreklilik güçleniyor. Aynı zamanda gerçek zamanlı izleme ve veri analitiği ile enerji akışını optimize ederek yalnızca güvenli değil, aynı zamanda sürekli iyileştirilen bir performans modeli sunuyoruz. Böylece veri merkezleri hem operasyonel dayanıklılık hem de maliyet etkinliği açısından güçlü bir konuma taşınıyor. Yani sadece güvenli değil, aynı zamanda sürekli optimize olan verimli ve sürdürülebilir bir enerji mimarisi sunuyoruz.
Bugün veri merkezleri artık yalnızca kapasiteyle değil; karbon ayak izi, enerji verimliliği ve çevresel performans kriterleriyle değerlendiriliyor. Biz sürdürülebilirliği bir “ek özellik” değil, yeni nesil veri merkezi tasarımının temel standardı olarak görüyoruz.
Stratejimiz üç ana eksen üzerine kurulu:
Sonuç olarak müşterilerimize; çevresel hedeflerle uyumlu, aynı zamanda finansal performansı destekleyen bütüncül bir enerji mimarisi sunuyoruz.
Bugün, dünya genelinde her dört veri merkezinden biri ABB teknolojileriyle çalışıyor. Global ölçekte hyperscale (büyük şirketlerin kullandığı çok büyük veri merkezleri) ve colocation (Birden fazla şirketin aynı veri merkezinde alan ve altyapı kiraladığı tesisler) projelerinde aktif yer alıyoruz. Özellikle modüler enerji altyapıları, kritik öneme sahip dağıtım mimarileri ve gelişmiş izleme sistemleriyle yüksek erişilebilirlik gerektiren tesislerde güçlü referanslara sahibiz ve sektörde fark yaratıyoruz.
Veri merkezleri bizim için stratejik bir alan ve globalde olduğu gibi Türkiye’de de güçlü referanslarımız bulunuyor. Türkiye’de de finans, Telekom ve bulut sağlayıcıları için yüksek enerji verimliliği ve operasyonel süreklilik odaklı birçok projeyi hayata geçirdik. Buradaki temel yaklaşımımız yalnızca ekipman sağlamak değil; tasarımdan devreye almaya, dijital izleme ve servis desteğine kadar tesisin tüm yaşam döngüsüne değer katan bir çözüm ortağı olmak.
Bu model sayesinde veri merkezleri daha hızlı devreye giriyor, ilk günden itibaren daha stabil ve öngörülebilir bir performans sergiliyor.
Yapay zekâ ve dijital ikiz teknolojilerini enerji altyapısının tamamlayıcı unsurları olarak değil, merkez bileşenleri olarak konumlandırıyoruz.
Yapay zekâ destekli enerji yönetimi sayesinde tüketim verilerini, yük profillerini ve potansiyel arıza eğilimlerini sürekli analiz edebiliyoruz. Bu da operatörlere proaktif müdahale imkânı sunarak kesinti riskini azaltıyor ve enerji performansını optimize ediyor.
Yazılım platformlarımızda uyguladığımız dijital ikiz teknolojisi ise tesis daha kurulmadan farklı senaryoların simülasyonunu mümkün kılıyor. Böylece tasarım hataları minimize ediliyor, yatırım kararları netleşiyor ve işletme sürecinde daha öngörülebilir bir enerji davranışı sağlanıyor.
Sonuç olarak tüm bu teknolojiler veri merkezlerinin daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha yüksek erişilebilirlikte işletilmesine doğrudan katkı sağlıyor.
Bu yaklaşım ABB olarak; “Engineered to Outrun”: “Endüstrileri daha dayanıklı, daha verimli ve geleceğe hazır hale getirmek” vizyonumuzun somut bir yansımasıdır. Yani veri merkezleri sadece bugünün değil, geleceğin performans gereksinimlerine de hazır hale geliyor. Biz de kendimizi müşterilerimize sadece ürün tedarik eden değil, onların uzun vadeli çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.
Türkiye, dijital dönüşümün ivme kazandığı ve bölgesel veri merkezi üssü olma potansiyeli taşıyan stratejik bir pazar. Finans, telekom, kamu ve bulut sağlayıcılarının artan yatırımları; enerji altyapısında küresel standartlara uyum beklentisini de beraberinde getiriyor.
Son dönemde hem yerli hem uluslararası yatırımcıların ilgisi dikkat çekici düzeyde. Hem özel sektörde hem de kamu tarafında açıklanmış ve yatırımına başlanan birçok veri merkezi projesi mevcut. Ayrıca ülkemize yatırım yapmaya karar veren uluslararası oyuncuları da pazarda sık sık duymaya başladık. Bu gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel konumunu güçlendiren önemli adımlar.
ABB olarak hedefimiz ise çok net: Türkiye’deki veri merkezlerinin enerji altyapısını daha dayanıklı, daha verimli ve daha esnek bir seviyeye taşımak. Bunu yalnızca ürün portföyümüzle değil; teknik danışmanlık, dijital çözümler, servis hizmetleri ve sürdürülebilir tasarım yaklaşımımızla destekliyoruz. Kısacası biz kendimizi yalnızca bir tedarikçi olarak değil veri merkezlerinin enerji dönüşüm yolculuğunda uzun vadeli stratejik çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.
Günümüzde veri merkezleri; sadece barındırma alanları değil, yüksek performans, enerji verimliliği, güvenlik ve sürdürülebilirlik gerektiren kritik altyapılar hâline geldi. Bu ihtiyaçlardan yola çıkan LANDE, T.R.O.Y.A Yeni Nesil Veri Merkezi Kabinet ve Çözümleri ile modern veri merkezlerinin bugünkü ve gelecekteki beklentilerine bütüncül bir çözüm sunuyor.
Son yıllarda peş peşe yaşanan kritik veri merkezi kesintileri, altyapı toleranslarının ne kadar daraldığını gösteriyor. Örneğin 2023’te CrowdStrike güvenlik yazılımındaki hatalı bir güncelleme milyonlarca sistemi çökertip birçok sektörde küresel aksaklıklara yol açtı. 2024’te ise bulut veri platformu Snowflake’te yaşanan büyük kesinti, en iyi altyapıların bile kesintisizliğe karşı tamamen bağışık olmadığını ortaya koydu. Artık veri merkezlerinin özellikle “beyaz alan” olarak anılan sunucu odaları adeta kutsal alanlar gibi korunuyor; en ufak bir elektriksel arıza bile ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle elektrik altyapısındaki artık akım (kaçak akım) kaynaklı arızaları erkenden tespit etmek hiç olmadığı kadar kritik hale geldi.
Elektrikli araçlardan yapay zekâ devrimine, akıllı binalardan giderek büyüyen veri merkezi yatırımlarına kadar birçok alanda enerji talebi tarihte eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye yükseliyor. Bu dönüşüm, sadece enerji üretimini değil, aynı zamanda enerji depolama ve sürdürülebilirliği de yeniden düşünmemizi zorunlu kılıyor.
Yazan: Hakan Uzuner
Data Center Network Türkiye, ulusal çapta veri merkezi ve IT profesyonellerini bir araya getiren Türkiye'nin en büyük ve tek veri merkezi topluluğudur. 10.000'i aşan LinkedIn takipçimiz, 7.000'den fazla e-posta abonemiz ve 2.000'e yakın konferans katılımcımızla sektörün nabzını tutuyoruz. Siz de topluluğumuzun bir parçası olmak, eğitimlere katılmak, güncel gelişme ve haberler hakkında bilgi almak, sektördeki iş ilanlarını görüntüleyebilmek, fiziki ve online etkinlikler, podcast, webinar, dergi ve bülten gibi tüm içerik platformlarımızdan faydalanmak ister misiniz? Kariyerinizde bir üst basamağa çıkmak ve topluluk içinde aktif yer alabilmek için bize ulaşın.